A+ A A-

İsveç Gizli Polisi Kürdistan dağlarında balık avlamaktan vazgeçmelidir

MAHMUT BAKSİ Son iki yıldır Avusturalya'dan Amerika'ya Kanada'dan Londra'ya ve bütün Avrupa'yı kapsayan bir gezideydim. Yakında Ortadoğu'ya gideceğim.

Benim görevim diğer bazı Kürtler gibi, dünya kamuoyunu Kürt halkının zor durumu ve çektiği acılara ilişkin bilgilendirmektir. Amacımız milyonlarca Kürde bağımsız bir Kürdistan vermek ve kendimizi bu utanç verici sürgün hayatından kurtarmaktır.

Ben İsveç'teki sürgünlük hayatımın 15. yılını doldurdum. Bu dönem içinde ülkeme dönemedim, Türk ordusu tarafından öldürülen kız kardeşim Necla'nın ve Mayıs ayı içinde İstanbul havaalanında işkence sonucu kalp krizinden ölen babamın mezarlarına bir deste gül bırakamadım.

Bu uzun yıllar zarfında, vatanımdan bana turistler * tarafından getirilen tek şey çocukluğumun geçtiği köyümün ırmağındaki bir şişe sudur. Ve bugün çoğu İsveçli dostlarım, yazar arkadaşlarım, okurlarım ve de okullarını ziyaret ettiğim İsveçli çocuklar, benim daha ne kadar bu sürgün yaşamına dayanabileceğimi merak ediyorlar. Bir on beş yıl daha mı? Hayır... ne onlar buna inana biliyor ne de ben. Ben İsveç'ti doğmadım ki, İsveç'te gömüleyim.

İsveç'te ve diğer ülkelerde mülteci olarak yaşayan Kürtler için en doğru yol bir an önce kendi ülkelerine dönmeleridir. Bunu gerçekleştirmenin yolu da Kürt halkının vereceği mücadeleden, bununla beraber dünya kamuoyunun desteğinden ve onların Kürdistan'ı işgal eden devletleri protesto etmelerinden geçer.

Birkaç hafta önce Stockholm'e geldiğimde, Ortadoğu ve Kürdistan'la ilgili olarak İsveç kamuoyunu bilgilendirmeyi düşünüyordum. Çünkü Kürt halkının rüyalarından biri daha gerçekleşmişti. Irak Kürdistan'ındaki iki büyük Kürt Kurtuluş Örgütü; I-KDP ile KYB ulusal bir cephede güçlerini birleştirmişlerdi. On binlerce silahlı peşmerge hem Kerkük petrollerini hem de Irak-Türkiye karayolunu denetliyordu.

Öte yandan bir kaç haftadan beri Türk basınında Kerkük'e ilişkin bir senaryo oynanıyordu. Türkiye, kendisini Kürt Ulusal Cephesi ve Irak'ın zayıflığı ile tehdit altında hissediyordu. Daha şimdiden 2500 kişilik bir komando grubu Kerkük'ü "savunmak" amacıyla Kerkük’te hazır bekletilmektedir.

Türkiye'nin Kerkük petrollerinde yılda elde ettiği gelir yaklaşık 2 milyar İsveç kronudur. Eğer, Saddam Hüseyin düşer Ayetullah Humeyni taraftarı bir hükümet Irak'ta işbaşına gelirse, Türkiye'nin müdahalesi kaçınılmaz olacaktır. Bu müdahale Kerkük'ün bulunduğu Kuzey Irak'ı yani Kürdistan'ı hedef alacaktır.

İşte o zaman Türkler ile Kürtler arasında kan gövdeyi götürecektir. Ve sonuçta ya Batı Avrupa'daki mülteci Kürtlerin sayısı artacak veya Batı Avrupa’daki mülteciler Kürdistan'a geri döneceklerdir.

Bütün Ortadoğu fokur fokur kaynıyor. Ama İsveç basını Kürtlerle ilgili olarak İsveç Milli İstihbarat Örgütü'nün yanlış, kasıtlı ve karışık hikayelerini kaynatıyor potasında... Bu hikayeler O. Palme'nin cinayeti ile ilgili.

Bu uğraşı ile varılmak istenilen sonuç, gerçeklerden uzak, kalfa karıştırıcıdır tabi. Bu tutum beni sarsıyor. Bu, her gün Irak, İran ve Türk jetleri tarafından bombalanan öldürülen savunmasız Kürt halkına karşı korkunç bir suçlamadır. Kürt halkı İsveç Milli İstihbarat Örgütü'nün Palme cinayetindeki beceriksizliğinin bedelini ödeyecek kadar sahipsiz değildir.

Kürtler hakkındaki  bu iddialar İsveç basınında yayınlandığı zaman, İstanbul Belediye Başkanı B. Dalan bir grup Türk işadamıyla birlikte Stockholm'deydi. B. Dalan bir İsveç şirketiyle 5 milyar kronluk bir anlaşma imzaladı. Bu anlaşma gereğince İsveç firması İstanbul'da metro yapacak. Oysa Japonya ve Fransa firmaları da bu işe taliptiler ama anlaşma daha pahalı olan İsveç firmasına verildi. İsveç Batı Avrupa'da Kürt halkının varlığını kabul eden tek ülkedir.

İsveç'te yaşayan diğer azınlıklar gibi Kürt'ler de tüm yasal haklardan yararlanıyorlar. İsveç'in bu tutumu yıllardır Türkiye'yi rahatsız ediyordu. Türkiye sık sık İsveç devletinin bu tutumunu diplomatik yollarla protesto ediyordu.

Ama şimdi, Palme cinayetinden sonra Türkiye çok mutlu. İsveç basınında Palme cinayeti ile ilgili Kürtleri suçlayıcı en ufak bir haber Türk gazetelerinde sürmanşettir. Bu kasıtlı haberler Türk devleti tarafından sevinçle karşılanıyor. Onlara göre Kürt halkının İsveç'te kazandığı sempati ye dayanışma Palme cinayeti ile son bulmuş! Ve artık İsveç halkı Kürtlere karşıdır!... Bu gerçek değil.. O. Palme, Kürt halkının enternasyonal alanda tanınan en büyük dostuydu. "Biz Kürtleri ulusal kimliğe sahip bir halk olarak görüyoruz. Ve bu onlara kendi kaderlerini kendilerinin tayin etme hakkını verir. Bu noktaya, görüşme ve barışçıl yollarla gidilmelidir. Onun için, Kürt halkının acısını anlamak ve mücadelesine destek olmak gerekir."

12 Ağustos 1980'de AFTONBLADET adına Kürdistan sorununu içeren bir röportajda Palme, bana bunları söylemişti. O'nun bu demeci, sorumluluğunu duyduğu her şeyde olduğu gibi, dünyadaki karanlık ve gerici güçleri kızdırıyordu.

Palme'nin öldürülmesi, Kürt halkı için büyük bir kayıptır. Ama Kürdistan'ı işgal eden diğer devletler için büyük bir kazançtır.

O halde, neden İsveç Milli İstihbaratı, Palme cinayeti ile ilgili Kürdistan dağlarında balık avlıyor da, neden İstanbul Boğazı ile Amerika'nın Atlantik'inde değil?...

Mahmut Baksi

Kurdistan Press, Sayı 7, sayfa 5, 17 Aralık 1986